Izmir / SELÇUK - Selçuk'un Tarihi Yerleri


Selçuk Kuş Cenneti
 
 
 
Selçuk Gevekirse Gölü Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası Antik Efes Kentinin kuzeyinde Efes ve Pamucak arasındaki 1000 hektarlık alanda bulunmaktadır. K.Menderes’in Pamucak kıyıları kuzeyinde denize döküldüğü bataklık kesimde birkaç küçük gölcüğün ve sazlıkların yer aldığı bu çevrede 30-40 tür kuş ve memeli hayvan yaşamaktadır. Bunlar arasında dalgıç, pelikan, çeşitli türde ördek, çulluk ve kınalı keklik gibi kuşların yanı sıra yaban domuzu, tilki, çakal gibi kara hayvanları vardır. Göçmen kuşlar için bir yuvalama yerinden çok bir konaklama ve barınma niteliğindedir.
 
 
 
ARKEOLOJİK ALANLAR

 

Efes Antik Kenti
 
 
 
Uygarlıklar merkezi Efes Antik Kenti, Roma İmparatorluğu döneminde Asya Eyaleti’nin başkenti olarak, 100-200 yıllarında 200 bin kişilik nüfusuyla Anadolu’nun en kalabalık kentiydi. Aziz Paul’un Hıristiyanlığı yayma girişimlerinde bulunduğu, Mısır Kraliçesi Kleopatra’yla Roma İmparatoru Markus Antonius’un ziyaret ettiği, Meryem Ana ile Aziz John’un son günlerini geçirdiği Efes, günümüzde çok fazla sayıda turistin ziyaret ettiği, Türkiye’nin en önemli kültürel mirasıdır.
 
İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı olan ve tarihi boyunca uygarlık, bilim ve kültür alanlarında önemli rol oynayan bu görkemli ören yerindeki en eski yerleşim yerinin tarihi M.Ö. 6000 yıllarına dek uzanır. Efsaneye göre, Kral Kadros’un oğlu Androklos tarafından kurulmuştur. Ancak kuruluşu çok daha öncelere gitmekte ve Hitit metinlerinde Arzawa ülkesinin başkenti Apasa olarak anılmaktadır.
 
Efes, M.Ö. 1000 yıllarından itibaren Ege Denizi’nde adalardan gelen göçmenler tarafından koloni haline getirilmek istenir. Anadolu’nun en eski ana tanrıçası Kybele geleneğine dayalı Artemis kültünün en büyük tapınağı da Efes’tedir. Efes Artemis Tapınağı Klasik Dönem’de Dünyanın Yedi Harikası’ndan bir tanesiydi. M.Ö. 1050 yıllarında deniz göçü ile gelenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün ziyaret edilen Efes Antik Kenti ise Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuştur.
 
 
 
Ayasuluk Tepesi ve Kalesi
 
 
 
Bu tepe, erken Hıristiyan, Bizans ve Selçuklu dönemleri boyunca sürekli sağlamlaştırılmış bir kaleyle savunulmuştur. Halen ayakta duran sur, Erken Hıristiyanlık Dönemi’nde inşa edilmiş, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında ise büyük bir restorasyon görmüştür.
 
 
 
Aziz John Bazilikası
 
 
 
2. yüzyılın başında ortaya çıkan bir Hıristiyan geleneğine göre, Hz. İsa’nın havarisi olan Aziz John’un İncil’in yazarlarından olduğu iddia edilmektedir. Ölümünden sonra Efes’te, Ayasuluk Tepesi’nin güney yamacında kendisi için önce basit bir mezar yapılmıştır. Bu mezarın üzerine 5. yüzyılda ahşap çatılı bir bazilika ve 6. yüzyıl ortalarında bu yapının yerine İmparator Justinianus tarafından yine haç planlı ve kubbeli yeni bir bazilika yaptırılmıştır. Efes halkının 6. yüzyıldan sonra Ayasuluk’a taşınmasıyla, Aziz John Bazilikası eski Piskoposluk Kilisesi’nin yerini almış ve Ayasuluk Tepesi surlarla çevrilmiştir. Bazilika’da 1974-2004 yılları arasında Efes Müzesi Müdürlüğü tarafından köklü onarım çalışmaları yapılıp çevresi arkeolojik bir park haline getirildi.
 
 

Belevi Maosoleumu
 
 
 
İzmir yolu üzerinde, Selçuk’tan 13 km uzaklıktaki yol kavşağının doğusunda, Belevi beldesinde bulunan bu anıt, dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnassos Mausoleumu’ndan sonra Anadolu’nun en büyük ve en yüksek mezar anıtıdır. Belevi Anıtı’nın bulunan parçalara göre 11.37 m. yüksekliğinde olduğu saptanan podium kısmı, yerli bir kayanın dört bir yanının güzel işlenmiş bloklarla kaplanmasından oluşmuştur. Kaya kütlesinin güneyi, içeriye doğru bir mezar odası halinde oyulmuş ve buraya halen EfesMüzesi’nde korunan lahit yerleştirilmişti. Podium üzerinde, her dört yüzünde sekizer sütunu olan Dor düzeninde bir peristasis yer alıyordu. Bulunan parçalara göre ikinci katın korniş düzeyine değin yüksekliği 11.32 metredir. Anıtın toplam yüksekliği, çatı olmaksızın yaklaşık 23 m olup, çatının ne şekilde bittiği konusunda bilgi verecek parçalar bulunamamıştır. Helenistik Çağ’a tarihlenmektedir. Ayrıca M.Ö. 246’da Efes’te ölen Seleukos Kralı Antiokhos II’nin mezarı olduğu da ileri sürülür.
 
 
 
Selçuk Su Kemerleri
 
 
 
Selçuk’un içindeki Bizans Dönemi kalıntılarından bir diğeri de Su Kemerleri’dir. Doğu yönünden gelip Ayasuluk Tepesi’ne doğru giden Bizans su yolunun kalıntılarını tren istasyonu çevresinde ve asfaltın iki tarafında görmek mümkündür. Restore edilmiş haliyle su kemerleri bugün Selçuk’un simgesi olan leyleklerin barınma ve üreme yerleri olmuştur. Bir diğeri de Selçuk-Aydın karayolunun 6. km.sindeki Gaius Sextillius Pollio Aquaduct’ü olarak tanınan ve Agustus Dönemi’nde yapılmış olan Su Kemeri’dir.
 
 
 
MÜZELER

 

Efes Arkeoloji Müzesi
 
 
 
Efes ve çevresinde gün ışığına çıkarılmış eserler sergilenmektedir. Miken, Arkaik, Büyük İskender ve generalleri dönemlerinin yanı sıra, Roma, Bizans ve Türk Dönemleri’ne ait yaklaşık 80 bin eser yer almaktadır. Müze, Arkeoloji ve Etnografya olmak üzere iki ana bölümden oluşur.Selçuk Efes Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen eserler arasında Ayasuluk Tepesi’nde bulunan Myken vazoları, Artemision’dan parçalar, Belevi Mausoleumu’ndan korint sütunları ve lahit, Efes Artemisi’nin iki heykeli, Sokrates’i tasvir eden bir fresk, çeşitli anıtlardan, özellikle çeşmelerden alınmış heykeller, Hadrian Tapınağı’ndan bir Theodosius kabartmasıyla erken Hıristiyanlık Dönemine ait paha biçilmez tam boy portre ve büstler sayılabilir.
 
Müzenin bünyesinde bulunan bir başka bölüm de, Saadet Hatun Hamamı olarak adlandırılmaktadır. 16. yüzyıla tarihlenen hamam, geleneksel Türk hamamlarının birçok özelliğini taşır; soyunma odası, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık olmak üzere dört bölümlüdür.
 
 
 
Çamlık Buharlı Lokomotifler Açık Hava Müzesi
 
 
 
Demiryolu ve karayoluyla Selçuk’a 7 km uzaklıkta, 160 dönüm arazi üzerine kuruludur. Atatürk, Ege manevraları sırasında Beyaz Tren’le karargahını bu istasyona kurmuş ve manevralar süresince Ege sahillerine buradan ulaşmak suretiyle manevraları takip etmiştir. Müzede, yaşları 50 ila 80 arasında değişen 25 adet buharlı lokomotif sergilenmektedir.
 
 

Çetin Kültür Köyü
 
 
 
Selçuk, Pamucak mevkiinde yer alan bu kültür köyünde geleneksel kıyafetler içerisinde Anadolu kültürünü yansıtan el yapımı karakterler sergilenmektedir.
 
 
 
EFES

Efesin Tarihçesi
 
İzmir İli, Selçuk İlçesi sınırları içindeki antik Efes kentinin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, kadar inmektedir. Son yıllarda yapılan araştırma ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler (tarih öncesi tepe yerleşimleri) ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nde Tunç çağları ve Hittitlere ait yerleşimler saptanmıştır. Hititler Döneminde kentin adı Apasas'tır. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün gezilen Efes ise, Büyük İskender'in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuştur. Hellenistik ve Roma dönemlerinde en görkemli zamanlarını yaşayan Efes, Asya eyaletinin başkenti ve en büyük liman kenti olarak 200.000 kişilik nüfusa sahipti. Efes, Bizans Dönemi tekrar yer değiştirmiş ve ilk kez kurulduğu Selçuk'taki Ayasuluk Tepesi'ne gelmiştir.
 
EFES ANTİK ŞEHRİ
 
Magnesia Kapısı
 
Efes’in çevresindeki sur duvarlarının doğu kapısıdır. Panayır Dağı, ayrı zamanlarda yapıldığı düşünülen iki kısımdan meydana gelen Lysimakhos surları ile tahkim edilmişti. Panayır Dağı ile Bülbül Dağı arasındaki hafif meyilli arazide, kazılarla açığa çıkarılmış tek kent kapısı olan Magnesia Kapısı bulunmaktadır. Damianus tarafından yeniden yaptırılan Artemision yolu ve Menderes Magnesiası’na ve Kaystros vadisine giden yollar buradan başlıyordu.,
 
Doğu Gymnasionu ve Devlet Agorası Hamamları
 
Magnesia Kapısı’nın tam kuzeyinde, M.S. 2. yüzyılın 2. yarısında inşa edilmiş, hamam/gymnasion (Roma Dönemi okulu) külliyesi yer alır. Hamamın batı ve güney taraflarında yer alan salonlarının tabanları mozaik kaplıdır. Geç Antik Dönemde anayol üzerinde, mezarlık kilisesi olarak üç nefli bir bazilika inşa edilmişti.
 
Yukarı Agora (Devlet Agorası) ve Bazilika
 
İlk olarak Helenistik Dönemde inşa edilmiş, Roma Döneminde İmparator Augustus zamanında tamamlanmıştır. Agora ticaretin devlet kontrolünde organize edildiği, resmi toplantıların ve borsa işlemlerinin yapıldığı yerdir. Ayrıca agora içerisinde Efes’in ticaret borsası işlevini gören bir bazilika da bulunmaktaydı. Agoranın ortasında dikdörtgen bir tapınak vardı.
 
Odeon
 
M.S. 2.yüzyılda Publius Vedius Antoninus ve karısı Flavia Papina tarafından yaptırılmıştır. Zamanında üzeri ahşap bir çatı ile kapalı olan yapıda ‘Kent Meclisi’ toplantıları yapılmış ve konserler verilmiştir. 1.400 kişilik kapasiteye sahiptir. Sahne önü iki katlı sütunlarla oluşturulmuştur. Dışa taşan aedikulalar içinde heykellerle bezeliydi.
 
Prytaneion
 
Efes antik kentinin günümüz deyimiyle belediye binasıdır. Kentin ölümsüzlüğünü simgeleyen kent ateşinin hiç durmadan yandığı yerdir. Salonun çevresinde tanrı ve imparator heykelleri sıralanmıştı. Onarım çalışmalarında ayağa kaldırılmış altı dorik sütun üstünde prytaneionda görevli rahiplerin adları ve bazı dini metinler yer almaktadır. Bina ilk olarak Lysmachos döneminde M.Ö. 3. yüzyılda inşa edilmiştir. Günümüzdeki kalıntıların çoğu M.S. 1. yüzyıla aittir. Bu gün Efes Müzesinde sergilenen mermer Artemis heykelleri 4. yüzyılda meydana gelen bir deprem felaketinden sonra kült kuralları çerçevesinde buraya gömülmüşlerdi. Yanındaki yapılar kentin resmi misafirlerine ayrılmıştı.
 
Domitianus Tapınağı
 
İmparator Domitian adına M.S. 81-96 yıllarında yaptırılmış büyük bir tapınaktır. Tapınağın önünde “U” şeklinde bir sunak bulunmaktaydı. Burada bulunan normal bir insan ölçülerine oranla çok büyük ölçülere sahip olan Domitian heykeline ait parçalar Efes Müzesi’nde sergilenmektedir. Tapınağın altında bulunan galeriler Efes yazıtlar galerisi ve depo olarak kullanılmaktadır.
 
Pollio Çeşmesi
 
Domitian Meydanı’nın doğusunda yer alan Pollio Çeşmesi M.S. 97 yılında C. Afillius tarafından C. Sextilius Pollio adına yaptırılmıştır. Önünde büyük bir havuz bulunan çeşme halen Efes Müzesi’nde sergilenen Odysseus ve Polyphemos heykel grupları ile süslenmişti. Çeşmenin kuzeyinde olasılıkla hastane yapısı yer almaktaydı.
 
Memmius Anıtı
 
M.S. 1. yüzyılda İmparator Augustus döneminde inşa edilmiştir. Bir kitabeye göre anıt, diktatör Sulla’nın torunlarından Memmius adına ithaf edilmiştir. M.S. 4. yüzyılda kuzeybatısına büyük bir çeşme ilave edilmiştir.
 
Herakles Kapısı
 
M.S. 4.yüzyıl sonlarında zafer takı olarak yaptırılan bu kapı Kuretler Caddesi'ni yaya yolu haline getirmiştir. Ön cephesinde bulunan Kuvvet Tanrısı Herakles (Herkül) kabartmaları dolayısıyla bu ismi almıştır. Kabartmalar İ.S. 2. yüzyıla tarihlenmekte olup başka bir yapıdan getirilmiş olmalıdır.
 
Kuretler Caddesi
 
Büyük bölümü mermer kaplı olan caddenin inşası M.S. 1. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Caddenin iki tarafında sütunlu, ahşap çatılı yürüme yolları (stoa) ve arkada yolun her iki yanında dükkanlar yer almaktaydı. Cadde şehrin ve imparatorluğun ileri gelenlerinin heykelleri ile süslüydü. Caddenin altında şehrin kanalizasyon şebekesi bulunmaktaydı.
 
Traian Çeşmesi
 
Cadde üzerindeki iki katlı anıtlardan biridir. M.S. 114 yılında İmparator Traian adına yaptırılmıştır. Ortada İmparator Traian'ın kolosal bir heykeli bulunmaktaydı. Bu gün heykelin ayağı altında görülen küre dünyayı simgelemektedir.
 
Yamaç Evler
 
Bülbül Dağı eteklerindeki teraslar üzerine yapılmış evlerde kentin zenginleri oturuyordu. Evler açık peristil bir avlu etrafına iki katlı olarak inşa edilmiştir. İlk inşa tarihi M.S. 1. yüzyıl olarak belirlenen evler, daha sonraki yıllarda çeşitli ilave değişikliklerle şehir terk edilene kadar kullanılmıştır. Evlerin tabanları mozaikler, duvarları mermer kaplama ve fresklerle dekore edilmiştir. Evlerin içinde çeşmeler ve yerden merkezi ısıtma sistemleri bulunmaktaydı.
 
Varius Hamamları
 
Romalıların en önemli sosyal yapılarındandır. Yapıldığı tarihten sonraki dönemlerde gimnasium gibi kullanılmıştır. Soğuk, ılık ve sıcak kısımlar, dinlenme, okuma ve oturma odaları vardır. 2. yüzyılda yapılmış, Bizans Devrinde tamir görmüştür. Bir nişinde hamamı Hıristiyanlık döneminde onartmış olan Skholastikia’nın oturur pozisyondaki heykeli bulunmaktadır.
 
Hadrianus Tapınağı
 
İmparator Hadrianus adına, M.S. 118-138 yıllarında P. Quintilis tarafından anıt tapınak olarak Varius Hamamı kompleksi içine, Kuretler Caddesi’ne dönük inşa ettirilmiştir. Korinth düzenlidir. Alınlığında Şehir ve Şans Tanrıçası Tike’nin kabartması yer alır. Efes'in kuruluş efsanesinin işlendiği frizlerin orijinalleri Efes Müzesi’nde sergilenmektedir. Sütunların önündeki yazılı heykel kaideleri Dioklotian, Maksimian, Constantius Cholorus ve Galerius’un bronz heykellerine aittir.
 
Umumi Tuvalet (Latrina)
 
Ortasında sütunlarla süslü havuz olan umumi tuvalet yapısı, aynı zamanda toplanma yeri olarak da kullanılmıştır. M.S. 1. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Yapının üç tarafında mermerden, aralarında bölme bulunmayan, yan yana dizilmiş klozet şeklinde tuvaletler, oturma yerlerinin önünde içinden temizlik için su akan bir kanal ve tabanda mozaik döşeme bulunmaktaydı.
 
Aşk Evi
 
M.S. 2. yüzyılda İmparator Traianus – Hadrianus dönemlerinde iki katlı inşa edilmiştir. Mermer Cadde ve Kuretler Caddesi’nden iki girişi olan Evin tabanı mozaik ve mermerlerle, duvarları ise fresklerle kaplıdır. Bir odanın tabanında dört mevsimi simgeleyen renkli mozaikler vardır. Efes Müzesi’nde sergilenen Tanrı Bes olarak adlandırılan Priapos heykeli bu evde bulunmuştur.
 
Alytarkhus Stoası
 
Yamaç Evler’le Kuretler Caddesi arasında Geç Helenistik Devirde yapılmış, M.S. 440-441 yıllarında son şeklini almıştır. 50 m. uzunluğunda, 5 m. genişliğindedir. Güneyinde 10 adet dükkan ve kuzeyinde renkli mermerden sütun sırası yer alır. Taban döşemesi olarak yapılan mozaik panolar çok renkli ve geometrik desenlidir.
 
Oktagon
 
Kare planlı bir podyum üzerine oturan sekizgen planlı, Korinth düzenli bir mezar anıtıdır. İskender’in generallerinden olan Mısır Kralı Ptolemaioslar ailesine mensup bir genç kız adına inşa edilmiştir. Kleopatra'nın kız kardeşi IV. Arsinae için yapıldığı söylenir. Oktagonun alt kısmındaki podyumun kaplama bloklarının yola bakanları üzerinde M.S. 4. yüzyılda İmparator Valens, Valentinianus ve Gratianus’un Efeslilere yazdığı iki mektup yer alır.
 
Heroon
 
Efes’in efsanevi kurucusu için yapılan Androklos Anıtı ‘U’ planlı, Dor düzenli bir altyapıya sahiptir. Altyapı üzerinde İon düzenli alınlıklı bir anıt bulunmaktadır. Alınlıkta savaş sahneleri işlenmiştir. Anıtın önünde Bizans Döneminde İmparator Iustunianus (M.S. 526-565) zamanında karşısındaki stoalarla beraber bir çeşme havuzu yapılmıştır.
 
Mermer Cadde
 
Kütüphane meydanından tiyatroya kadar uzanan caddedir. Çeşitli devirlerde onarım görmüştür. Arabaların kullandığı caddede yayalar için yolun yanında yüksekçe bir platform yapılmıştır. Caddenin altında şehrin atık suyunu taşıyan gelişmiş bir kanalizasyon sistemi bulunmaktadır. Caddenin ortalarına doğru döşeme taşı üzerinde bulunan kazıma tekniğinde yapılmış bir kadın, sol ayak ve kalp figürlerinin, Aşk Evi’ndeki bir kadının reklamı olduğuna inanılır.
 
Celcus Kütüphanesi
 
Yapı Konsül Gaius Julius Aquila tarafından babası Asya Genel Valisi Celcus Polamaeanus adına M.S. 117 yılında bir anıt mezar olarak yaptırılmıştır. Hem kütüphane, hem de mezar anıtı görevini üstlenmiştir. Kitap ruloları, yapı içerisinde, duvarlardaki nişlerde saklanıyordu. Cephesi 1970-1980 yılları arasında restore edilmiştir. Binanın ön cephesinde Celcus’un akıl, erdem, anlayış ve bilim özelliklerini sergileyen 4 kadın heykeli kopyaları bulunmaktadır.
 
Agora Güney Kapısı
 
Augustus döneminden biraz sonra inşa edilen ‘Batı Kapısı’ İon düzenlidir. Limandan kent içine uzanan bulvar görünümlü caddenin doğu ucundadır. Yaklaşık olarak 17 m. genişlikte bir podyum üzerine oturtulan anıtsal kapı, agoranın ana girişi olarak kabul edilir. Domitianus döneminde yan kısmı tadil edilmiş ve rampa ilave edilmiştir.
 
Tetragonos Agora
 
Efes’in kurucusu Lysimakhos M.Ö. 3.yüzyılda kentin yerini değiştirdikten sonra ‘Tetragonos Agora’ ismi ile anılan ticaret agorasını, eski yerleşme ve kutsal yol üzerine inşa ettirmişti. M.Ö. 1.yüzyıl sonlarında genişletilerek yeniden düzenlenen agora, dört yanı iki galerili, 112 m. uzunlukta stoalarla çevrili kare planlı ve kapalı bir meydan halini almıştır. Limana direkt olarak bağlantılı olan agoranın doğusu hariç diğer üç cephesinde anıtsal kapıları vardır. 7. yüzyıla kadar kullanılan agorada; tapınaklar, çeşmeler, yazıtlar, tanrılara ve kahramanlara adanmış sunaklar, kahramanların ve kente hizmet etmiş kişilerin heykelleri ve anıtları vardı.
 
Büyük Tiyatro
 
Panayır Dağı’nın güney eteklerinde yer alan tiyatro ilk olarak Helenistik Devirde inşa edilmiştir. Bu gün görülen kalıntılar M.S. 1. ve 2. yüzyıla aittir. 24.000 kişilik kapasiteyle antik dünyanın en büyük tiyatrosudur. Çok süslü ve 18 m. yüksekliğindeki üç katlı sahne binası tamamen yıkılmıştır. Oturma basamakları üç bölümlüdür.
 
Liman Caddesi (Arcadiane)
 
Geç Helenistik Devirde yapılmış, İmparator Arkadius (395-408) zamanında onarılmıştır. 528 m. uzunluğunda, 11 m. genişliğindedir. Bir tür tören caddesi olarak da kullanılan caddenin iki yanında galeriler ve dükkanlar bulunmaktaydı. Efes kentinin limana bağlantısını sağlıyordu. Geceleri aydınlatılan cadde üzerine kentin Hıristiyanlık Döneminde anıtlar yapılmıştır.
 
Tiyatro Gymnasionu
 
Efes’teki dört büyük gimnasiondan biridir. Güney kısmında 70x30 m. boyutlarında, üç yanı portiklerle çevrili büyük bir palaestra, palaestranın kuzeyinde seyirci oturma yerleri vardır. Kare planlı yapının güney kısmında frigidarium, orta kısmında havuzlu tepidarium yer alır. Kuzey kısmında ortadaki büyük salon ‘İmparator Salonu’ olarak kabul edilmektedir.
 
Liman Hamamı
 
Liman Caddesi’nin sonundaki büyük yapılar grubudur. Hamam, gymnasion ve palaestradan oluşmaktadır. Doğu - batı ekseninde simetrik bir plana sahiptir. İmparator Domitianus döneminde yapımına başlanmış, 356 yılı depreminde kısmen yıkılmış ve onarılmıştır. Ön avlusunun doğu ve batı yanları yarı yuvarlak, mozaik döşeli stoalarla sınırlanmıştır.
 
Meryem Kilisesi
 
Olympieionun güney stoasının batıdaki bölümü içine Geç Antik Dönemde bir kilise kompleksi inşa edilmiştir. Doğudaki bölümü ise değişiklikler yapılarak saraya benzeyen bir bina haline getirilmiştir. Bazı iddialara göre Hz. Meryem adına inşa edilmiş ilk kilisedir. 431 yılında 3. Hristiyan Konsülü bu kilisede toplanmıştır.
 
Vedius Gymnasiumu:
 
Efes’in önde gelen varlıklı kişilerinden olan Publius Vedius M.S.150 tarihinde dostu ve hamisi imparator Antonius Pius ile tanrıça Artemis adına yaptırmıştır.
 
Stadyum:
 
Vedius Gymnasionun güneyinde bulunan stadyum, her çeşit törenlerin, atletik yarışmaların, araba koşularının ve gladyatör dövüşlerinin yapıldığı yerdir. 200 x 30 metre boyutlarındaki yapı at nalı şeklinde inşa edilmiştir. Bugünkü Panayır dağının etekleri üzerinde oturma yerleri vardır. Oturma yerleri erken Hıristiyanlık döneminde Ayasuluk surunun yapılmasında kullanıldıkları için stadyum çok tahrip görmüştür. Stadyumun yalnız batı yönü gün ışığına çıkarılmıştır.
 
Artemis Tapınağı
 
Antik dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağıdır. Ön cephesi diğer Artemis (ana tanrıça) tapınakları gibi batıya dönüktür. Anadolu’da çok eski bir inanç biçiminin Ege Arkaik Dönemindeki yansıması ve devamı olan Efesli Artemis’in Tapınağı, Antik Çağın yedi harikasından biri olarak kabul edilmektedir. Altında Myken Dönemine kadar inen bazı anıtlar bulunan Artemis Tapınağı ilk kez M.Ö. 6. yüzyılın ortalarında Kral Kroisos’un yardımıyla inşa edilmiştir. Antik kaynaklardaki efsaneye göre adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratos adına biri tarafından, M.Ö. 356 yılında Büyük İskender’in doğduğu gece yakılmıştır. Mimar Paionios Demetrios ve Kheirokrates tarafından yeniden planlanıp yapılan tapınak M.S. 263 yılında Gotlar tarafından yağma edilmiştir. 400 yılından sonra kült sona ermiştir. Tapınağa ait mimari elemanlar St. Jean Bazilikası gibi bazı yapıların inşasında kullanılmıştır.
 
Yedi Uyuyanlar
 
M.S.5. ve 6. Yüzyılda yapıldığı sanılan Yedi Uyuyanlar Ören yeri dini bir merkez hüviyetindedir. Rivayete göre Hristiyanlığın resmi dini olarak kabulünden önce, İmparator Decius zamanında putperestlerden kaçarak buraya sığınan yedi genç uykuya dalıp iki yüzyıl sonra uyanmışlardır. Uyandıklarında İmparator Theodosius II zaamanında Hristiyanlık resmi din olmuştur. Bu mucize olay üzerine, öldükten sonra bu yedi gencin tekrar gömüldüğü ve adlarına büyük bir bina yaptırıldığı sanılmaktadır. Bugün kazılarda ortaya çıkarılan yapı oldukça büyük abidevi boyutlardadır ve çoğu kaya oyma mezar buluntularına, iki kilise ile katakomplara rastlamaktadır. Halen dört katı görülebilen kalıntıların yedi katlı olması muhtemeldir. Zeminde bulunan dehlizlerin dini amaçlı eğitim için kullanıldığı, buranın bir manastır hüviyeti taşıdığı izlenimini vermektedir.
 
Selçuk Su Kemerleri:
 
Selçuk ilçesi içindeki Bizans Dönemi kalıntılarından bir diğeri de Su Kemerleri’dir. Doğu yönünden gelip Ayasuluk Tepesi’ne doğru giden Bizans su yolunun kalıntılarını tren istasyonu çevresinde ve asfaltın iki tarafında görmek mümkündür. Restore edilmiş haliyle su kemerleri bugün Selçuk’un simgesi olan Leyleklerin barınma ve üreme yerleri olmuştur. Bir diğeri de Selçuk-Aydın karayolunun 6. Km.sindeki Gaius Sextillius Pollio Aquaduct’ı olarak tanınan ve Agustus Dönemi’nde yapılmış olan su kemeridir.
 
İsa Bey Camii
 
Selçuklu sanatının en önemli eserlerinden biri de İsa Bey’in mimar Ali İbn Ed Dımışki’ye Ayasuluk tepesinde inşa ettirdiği İsa Bey Camiidir. Oldukça iyi korunmuş olup üzerinde bulunan kitabede bitiriliş tarihi olarak 1375 yazmaktadır. 51mx57m ölçülerindeki bu camide Efes ve Artemis Tapınağından getirtilen mimari parçalar , özellikle sütunlar kullanılmıştır. Katharina Otto-Dor tarafından saptandığı üzere bu yapı hem avlulu Türk camii tipinin hem de Anadolu sütunlu camilerini bilinen en eski örneğidir. Caminin süslemelerindeki detayları, özellikle bitkisel motifleri, güney kubbesinin fayans mozaikleri, ayrıca batıdaki ana kapısının anıtsal yüksekliği ile tipik Selçuklu mimarisinin özelliklerini taşımaktadır.
 
Şirince Köyü
 
İlkçağların antik Efes’i Ayasululuk’ta bataklık olunca, yöre insanı dini inançları gereği ve ekonomilerinin tarıma dayalı olmasından dolayı yüksek yerlere taşınmışlardır. İlçeye 8 km. uzaklıkta bulunan ormanlık bölgede şirin bir köy kurmuşlardır.
Selçuk’a 8 km uzaklıkta bulunan Şirince 19.yüzyılda 1800 haneli büyük bir Rum köyü iken 1924 yılındaki mübadele sonrası burada yaşayan Rum köylüler Yunanistan’a göç etmiş ve Yunanistan’dan gelen Türkler buraya yerleşmiştir. Yunanlı yazar Dido Sotiriyu’nun “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı romanında 19.yüzyılın birinci çeyreğindeki olayların geçtiği köy “Kırkınca”, şimdiki Şirince’dir. Kırkınca adının daha sonraları yaşadıkları bölgenin güzelliğinin yabancılar tarafından keşfedilmesini önlemek için orada yaşayan halk tarafından Çirkince’ye çevrildiği rivayet edilmektedir. Rumlardan kalan bir kültürel miras olarak, geleneksel mimarideki konutlar köyün en büyük çekiciliğini oluşturmaktadır. Günümüzde hem kentsel sit hem de doğal sit alanı ilan edilen köy ve çevresi koruma altındadır. Köyde eski ilkokul restore edilerek restoran hizmeti vermekte, iki kiliseden birinin restorasyonu bitmiş, diğeri yapılmayı beklemektedir. Köy, “Şirince evleri” dışında köylü kadınların el işlerini sattıkları Çarşı sokağı, şarabı, kuru incir, zeytinyağı, pekmez gibi yerel ürünleri ve lokantaları ile de ünlüdür. Şirince’de restore edilmiş eski evlerden bazıları konaklamaya açılmıştır.
 
Meryem Ana Evi:
 
Selçuk’a 9 km. uzaklıktaki Meryem Ana Evi Bülbül Dağı’nın üzerinde bulunmaktadır. Hz. İsanın çarmıha gerilişinden 4 ya da 6 yıl sonra St.John’ın Meryem Ana ile birlikte Efes’e geldiği bilinmektedir. Burası 1891 yılında Lazarist papazlar, yatalak ve ömrü boyunca doğduğu kentin dışına çıkmamış bir Alman rahibesi olan A.Katherina Emerich’in rüyası üzerine, Meryem Ana’nın son günlerini geçirdiği evin, araştırmalar sonunda bu yer olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Bu olay Hıristiyanlık dünyasında yepyeni bir buluş olmuş ve din alemine ışık tutmuştur. Meryem Ana’nın Kudüs yakınlarındaki Getsemani’de değil de Efes’te öldüğü tezi bugün papalık tarafından da kabul görmektedir.
M.S.1.yüzyıl tarihlenen, haç planlı ve kubbeli bu yapı daha sonra restore edilmiştir. Müslümanlarca da kutsal sayılan evi 1967 yılında Papa VI.Paul, 1979 yılında ise Papa John Paul II ve 2006 yılında ise Papa 16. Benedict ,ziyaret etmiştir. Meryem Ana Evinde her yıl 15 Ağustos’ta özel bir ayin düzenlenmekte ve bu ayinler büyük ilgi görmektedir.

 


Destekçilerimiz