Izmir / SEFERİHİSAR - Seferihisar'ın Tarihi Yerleri


TEOS

İzmir İli, Seferihisar İlçesi, Sığacık Mahallesi’nde yer alan antik liman kenti Teos, İzmir’in yaklaşık 50 km güneybatısında yer almaktadır.

Geleneğe göre, yerli halkını Karlar’ın oluşturduğu kente önce Boiotia, sonra da Atina’dan gelen göçmenler yerleşmiştir (Pausanias VII 3,6). Pherekydes kentin kurucusu olarak Boiotia kralı Athamas’ı göstermektedir. Yaklaşık M.Ö. 600 yıllarında Thales, on iki İon kentinin merkezi olarak Teos’un seçilmesini önermiştir. Ancak Thales’in önerisi kabul görmemiştir. Teos, deniz ticaretinden dolayı hızlı bir şekilde gelişmiş ve çok geçmeden halkının büyük bir bölümünü Phokaia’ya ve Ephesos’a gönderecek duruma gelmiştir.

Teos antik kenti çok erken bir dönemde coğrafik konumundan dolayı büyük bir ticari önem kazanmıştır. M.Ö. 6. yüzyılda bu önemli ticari ilişkilerin izleri, Eski Mısır’a kadar takip edilebilmektedir. Kent, ticari amaçla Nil Deltası’nda yer alan Naukratis kentinin kurulmasında rol oynamıştır. M.Ö. 545 yılından sonra kent, Pers komutanı Harpagos’un eline geçmiştir. Teos, İon birliğinin bir üyesidir. Ancak bu dini ve politik birliğin Pers Kralı II. Kyros’un Batı Anadolu’daki Eski Yunan şehirleri üzerindeki baskısını kıramaması sonucu, birçok Teos’lu M.Ö. 543 yılında kenti terk etmiş ve Trakya Bölgesi’ndeki Nestos deltasında yer alan ve daha sonra önemli bir koloni şehri olan Abdera kentini (günümüzde İskeçe yakınında) kurmuşlardır. Abdera M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış ünlü filozof Protagoras ile Demokritos’un vatanıdır. Bazı yazıtlar aracılığı ile iki kentin arasındaki ilişkinin çok yakın olduğunu ve Teos’ta alınan yasal kararların Abdera’da da geçerli olduğunu bilmekteyiz. Teoslular, Abdera’nın dışında M.Ö. 544 civarında Kuzey Karadeniz kıyısında Phanagoria kentini de kurmuşlardır.

Söz konusu göçe rağmen Perslere karşı sürdürülen M.Ö. 494 yılındaki Lade Deniz Savaşı’nda Teos, İon donanmasına 17 gemiyle sayı bakımından en büyük desteği veren kentlerden birisidir. İon Ayaklanması’nın Persler tarafından bastırılmasından sonra Teos, tekrar Pers yönetimi altına girmiştir. Ancak Teos, M.Ö. 479 yılında Mykale Deniz Savaşı’nda Eski Yunan Donanması’nın galip gelmesiyle Pers yönetiminden kurtulabilmiştir. O zamandan itibaren Teos, Attika-Delos Deniz Birliği’nin bir üyesidir ve bu birliğe 6 talent gibi yüksek bir vergi ödeyecek kadar varlıklıdır.

Peloponnesos Savaşları’nın son 8 yılı süresince Atina ve Sparta söz konusu bu zengin şehri oldukça zarara uğratmışlardır. Spartalıların Pers desteğiyle zafere ulaşmasından sonra, Anadolu’daki diğer Eski Yunan şehirleri ve Teos gibi, Spartalılar da Pers Büyük Kralı’nın iktidar isteğine karşı gelmişlerdir. Fakat M.Ö. 387/6 yılındaki Antaldikas Barışı ile Teos tekrar Pers yönetimi altına girmiş, ancak kent Büyük İskender (M.Ö. 334) ile birlikte tekrar özgürlüğüne kavuşmuştur. Büyük İskender Teos’u bir kanalla İzmir Körfezi’ne bağlamayı tasarlamıştı.

M.Ö. 304 yılında tüm İonia Bölgesi’nde etkin olan deprem sonucu olasılıkla Antigonos Monophthalmos Lebedos ile Teos kentlerini synoikismos ile birleştirmeyi planlamış ancak söz konusu bu plan uygulanamamıştır. I. Attalos yönetimi altında Teos, Pergamon Krallığı’na bağlanmıştır. M.Ö. 3. yüzyıldan 2. yüzyıla geçişte Teos kenti, artık Pergamon Krallığı’na bağlı değil, ancak görünüşte III. Antiokhos’un yönetimi altındadır. Çünkü Teoslular’ın tapınakları için sığınma hakkı ayrıcalığına ilişkin ricaları bir Seleukos elçisi tarafından Roma Senatosu’na iletilmiştir. Ancak M.Ö. 192-188 yıllarındaki Suriye Savaşı’nda Teos, Roma ve Pergamon Krallığı’na karşı yer almıştır ve bu yüzden de Apam sonra tekrar Pergamon Krallığı’na bağlanmıştır. M.Ö. 133’de III. Attalos’un vasiyet yoluyla topraklarını Roma’ya bırakmasıyla birlikte Teos, Roma topraklarına dâhil edilmiş ve M.Ö. 129 yılında Roma’nın Asia Eyaleti düzenlemesi ile bu eyalet içerisinde yer almıştır. Teos antik kentinin Roma Dönemi’nde de önemini sürdürdüğü antik kentteki mimari faaliyetlerden anlaşılmaktadır. Hıristiyanlık Dönemi’nde Ephesos metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezidir.

Sadece yazıtlar aracılığı ile bildiğimiz Dionysos Sanatçılar Birliği, Teos’da çok önemli bir rol oynamıştır. Devamlı bir huzursuzluk kaynağı olarak görülen bu sanatçılar topluluğu M.Ö. 2. yüzyılın ortalarında Teos’dan Ephesos’a sürülmüşlerdir. Ünlü ozanlar Anakreon (M.Ö. 572), Antimachos ve Epikürcü Nausiphanes Teoslu’dur.

Teos Arkeoloji Kazısı 2010 yılından itibaren Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa KADIOĞLU başkanlığında yürütülmektedir.

Web sayfası:  http://www.teosarkeoloji.com

Kaynak: Prof. Dr. Musa KADIOĞLU, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Arkeoloji Bölümü
http://www.izmirmuzesi.gov.tr/antik-yerlesim-alanlari-teos.aspx
 

AIRAI (ERAİ)

Airai kentçiği, Teos antik kentinin kuzey limanının yani bugünkü Sığacık Körfezi’nin kuzey kıyısındaki Demircili köyünün yakınındadır.

İlkçağ kentçiğinin yeri yöe halkının “ada” diye andığı küçük, ortası az yüksek yarımadanın bulunduğu yerdir. Kentin ilkçağ tarihçesi üzerine bilgimiz pek kıttır. Atina ve yandaşları ile Sparta ve yandaşları arasında savaşım döneminde onun da Atina bağımlıları arasına katılmak zorunda kalmışken, Khios/Sakız donanmasının desteğiyle, Atina’ya başkaldırdığını Thoukydides’den öğrenmekteyiz.

“Ada” üzerinde görülebilen ilkçağ kenti kalıntıları yalnızca bazı temel kalıntıları ile üç beş mimarlık yapıtı parçasından ve her yere yayılmış çanak çömlek kırıntılarından ibarettir. Airai kalıntılarının, Demircili köyü kurulmadan çok önce, kıyıda bulunan tarihsel kent kalıntılarının pek çoğunun başına geldiği üzere, deniz yolundan taşına taşına yok edildiği anlaşılıyor.

Kaynak: Bilge UMAR, “İonia”
http://www.izmirmuzesi.gov.tr/antik-yerlesim-alanlari-airai.aspx

Myonnesos: Gymnasiumun güneyinde uzakta küçük bir ada dikkati çeker. Çıfıtkale ya da Korsan adası olarak da anılan bu antik kent Seferihisar’ın 16 km güneyindedir. Kıyıdan 80 m uzaklıkta olup yürüyerek geçilebilir. 60 m yüksekliğindeki bu kaya adanın üzerinde kale kalıntıları vardır. Bir İon kenti olmasına karşın uzun yıllar korsanlara ev sahipliği yapmıştır. Şimdiki kale kalıntıları Selçuklulardan kalmıştır. Denizden botla gidildiğinde “Bölmeler” olarak adlandırılan deniz içindeki sıcak su kaynakları da görülebilir.
Heraklia Antik Kenti: Seferihisar’ın 6 km kuzeyinde bulunan Düzce Köyü doğrudan bu antik kent üzerine kurulmuş ve yakın zamana kadar da “Hereke” olarak anılmıştır. Antik kentten görebileceğiniz yalnızca yörede kullanılmış bol miktardaki taşlardır. Bunlardan en ilginci hamamın batı duvarındaki, tanrı Herakles’e gymnasion başkanının adadığı sunu taşıdır. Düzce’de en çok dikkati çeken yapı Selçuklu Dönemi’nden kalma avlulu bir medrese kalıntısı ile yanı başındaki camidir. Medresenin, üzeri kubbeli revaklarının yarısı ile hücre şeklindeki ocaklı odaları iyi korunmuş durumdadır.

Tarihi Yapılar:

Sığacık Kalesi:
Olasılıkla Kaptan Piri Reis’in önerisiyle Sığacık’ta yapılmış olan Osmanlı kalesi XVI yy.dan kalmadır. Aslında iki katlı olan kalenin kalan tek katının surlarına, iki kulenin gizli merdivenlerinden tırmanılır. Parlak Mustafa Paşa tarafından yaptırılan Sığacık Kalesi’nin, Kuşadası, Ayasuluk, Seferihisar olarak adlandırılan üç tane kapısı vardır.

Ulamış Hamamı: Hamama sivri kemerli dar bir açıklıktan girilmektedir. Buradan da ortadaki yüksek kasnaklı, kubbeli, yandaki mekanları yuvarlak tonozlu üç birimli hazırlık mekanına geçilmektedir. Mekanları birbirinden sivri kemerler ayırmaktadır. Ortadaki kubbe kasnağı mukarnaslar ile bezenmiştir. Hazırlık mekanından sivri kemerli açıklıklar ile iki ayrı mekana geçilir. Bu mekanların ikisi de kubbe örtülüdür. Sağ taraftaki mekan ılıklık, soldaki ise sıcaklıktır. Bu mekanların ardında yapıya paralel uzanan tonoz örtülü külhan yer alır.

Beyler Köyü Su Kemeri
: Seferihisar’a 18 km uzaklıkta bulunan Beyler Köyü içerisindeki eski su kemeri, kuzey-güney yönünde uzanmaktadır. Kayrak taş malzemeden yapılan kemer, köyün içerisinde, çukurda kalan bir bölgeden su geçişini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Üç adet kemeri görülebilen yapıya halk arasında “Yedi Kızlar” su kemeri de denilmektedir.

Kasım Çelebi Medresesi: Seferihisar’ın 6 km kuzeyinde bulunan Düzce Köyü’nde yer alan ve 15. Yüzyılda yapıldığı tahmin edilen medrese kalıntıları, cami avlusunun kuzey doğusunda yer almaktadır. ‘L’ şekilli bir plana sahip olup, doğu batı yönündeki kolunda dörder, kuzey-güney yönlü kolunda ise beş adet küçük birimler mevcuttur. Medresenin her bir biriminde birer ocak ve ikişer niş yer almaktadır. Bu küçük birimler de tuğla kubbe ile örtülü olup, kubbeye geçiş pandantiflidir. Kuzey cephesinde ve doğu duvarında sonradan kapatılmış sivri kemerli pencere açıklıklarının varlığı da göze çarpmaktadır.
 


Destekçilerimiz